...

"O halde kendini yargılayacaksın dedi kral. En zoru da budur. Kendini yargılamak başkasını yargılamaya benzemez. Eğer kendini yargılamayı başarabilirsen , o zaman gerçek bilgeliğe ulaşmışsın demektir." Küçük Prens

...

" Uçmak , bir martının en doğal hakkıdır. Özgürlükse , varoluşun bir parçasıdır. Boş inançlar olsun , gelenekler olsun , özgürlüğü sınırlandıran ne varsa ; kaldırıp atmak gerek ... " martı

Ağustos 06, 2011

Körlük / José Saramago

Bir sürü bilinçdışı öğenin saldırısına uğrayan , bir o kadar başka öğenin yok saydığı ahlak bilinci , varolan bir niteliktir , her zaman varolagelmiştir. Dördüncü zaman filozoflarının , ruh denen şey henüz basit , belirsiz bir taslak olduğu sıralarda icat ettiği şey değildir. Birlikte yaşamanın getirdiği etkinlikleri ve genetik değişmeleri bir yana bırakacak olursak , bilincimizi giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna bulaştırdık , bu da yetmiyormuş gibi , gözlerimizi içimize dönük birer aynaya dönüştürdük , sonuçta gözlerimiz , ağzımızla yadsımaya çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç sakınmadan gözler önüne serer hale geldi. Bu genel olguya bir de işlenen suçun basit zihinlerde yol açtığı pişmanlığa çoğu zaman en eski atalarımızdan miras kalan her türlü korkunun da karışmasının getirdiği özel durum eklendi , bunun sonucu olarak da , suçlunun işlediği suç , henüz sopayı yemeden ya da taşa tutulmadan önce , cezası iki kez hakedilmiş bir suç haline geldi.

Nisan 18, 2011

bir gün sabah sabah / Turgut Uyar

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç
’ten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapanca
’dan bir sepet elma almışım..

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kim bilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç
’ten.
Fabrika düdükleri ötmededir